25 Nisan 2018

Başlarken


    Merhaba Değerli Okuyucularımız,

   Kur’an-ı Kerim’in ilk ayeti “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” emridir. Alak Suresi 1. ayetinde vurgulanan okumak en geniş anlamıyla okumaktır. Açık deyişle, okumak metinleri olduğu kadar tüm görünenleri algılamak, anlamak, düşünmek, inceliklerine varmak ve karşılaştırabilmektir. Okumayla elde edileni paylaşma, tebliğ etme de bir görevdir.

 Yüce Rabbimize hamd olsun ki, şimdiye kadar  okuyabildiklerimi ve karınca kadarınca anlayabildiklerimi, öğretmenliğim süresince öğrencilerimle, arkadaşlarımla ve velilerimle paylaşmaya çalıştım. Emekli olduktan sonra da blog okuyucularıyla paylaştım.

 İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.” hadisini ilke edindim. Nasıl faydalı olunabileceği konusunda Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) birçok yol ve yöntem göstermektedir. Bunlardan biri de "Beşikten mezara kadar bilim öğrenin" hadisidir. Bu sözden hareketle inşallah son nefesimize kadar öğrenme ve becerebilirsek öğrendiklerimizi  paylaşma çabası içinde olacağız.

  İnsanlara en büyük örnek, en büyük model olan sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’e, ailesine ve  ashabına salat-ü selâm olsun.

 Yetişmemize vesile olan büyüklerimize, öğretmenlerimize ve bizi daima destekleyenlere Allah (cc) rahmet etsin. Sağ olanlara da selâmet versin.

  Düşünce ve duygularımızı, ayrıca derleyip düzenleyerek ve çeşitli türlerde  yazmaya çalışarak ortaya koyduklarımızı okumaya talip olanlara da selâm olsun.

         Arapça'da “barış, esenlik ve selamet” gibi anlamlara gelen selâm’ın, yine onun yerine kullanılan   Farsça "benden size zarar gelmez”anlamında kullanılan merhaba’nın içtenlikle ve artarak devam etmesi dileğiyle yazılarımıza yeniden, yeni yerimizde başlıyoruz.

       Eşimin rahmetli olması; cilt kanseri olmam ve diğer rahatsızlıklarımın nüksetmesi dolayısıyla çalışmalarıma ara vermek zorunda kaldım zaman zaman. Ancak bu arada şu kanaata vardım ki faydalı olabilme çabasından geri kalmak için hiçbir mazeret geçerli değildir. Eli kalem tutamayacak kadar hasta olan bazı mütefekkirlerimiz, yardımcıları aracılığıyla eserler vermeye devam etmişlerdir. Durum böyleyken okuma-yazma faaliyetlerinden geri kalamazdım. Başta da belirttiğim gibi karınca misali çalışmalara başladım. İnşallah Kur’an-ı Kerim Tefsir derleme çalışmalarına devam edeceğim.

        Yeni bir şeyler öğrenebilmek için öğrenilmesi düşünülen konuya odaklanmak, onun dışındaki hususlara kafayı takmamak gerekirmiş. Onun için şimdiye kadar yazdıklarımı iki kapak arasına, nihayet alabildim. 10 kitabım yayınlandı. Kitaplarım öyle övülecek kitaplar olmamakla birlikte faydasız da değildir. Düşünerek, özümseyerek okunan kitap faydasız olamaz. Bu on kitaptan başka  4-5 çalışmam da iki kapak arasına alınmayı bekliyor. Onları da okuyucularla buluşturabilirsek artık yetmişbeş’inden sonra ürün verme çalışmalarına daha rahat başlayabilirim.

            Beni önceden okuyanlar, tanıyanlar “Yaa, gerçekten yetmişbeşlik biriyle karşılaşmış olduk.” diye şaşıracaklardır belki. Bazıları da belkisi fazla diyeceklerdir. Gerçekten farklılaştığımı ben de hissediyorum; ama özümde, temel ilkelerimde zerrece bir değişiklik yoktur. İnşallah da son nefesimize kadar dosdoğru yolda yürümeye çalışabiliriz.

            İnsanımızın Allah'la aldatılması yetmiyormuş gibi tarihle de aldatılması; bu da yetmiyormuş gibi biricik olan insanımıza, sürüden biri olması için çeşitli algı operasyonları yapılması her zamankinden daha fazla olmaktadır. Hukuk devleti olma yerine, sistemli olarak kanun devleti oluyoruz. Demokrasimizin geleceği konusunda kuşkularımız artıyor...  Keşke bu konularda okuyucularımızı uyarabilsek. Derler ya “Kendi himmete muhtaç dede, nerede kaldı gayriye himmet ede!” Evet, maalesef vahşi kapitalizmin oyunlarını anlayacak durumda değiliz. Bünyem de müsait değil. Yazılı ve görsel medya aşırı derecede sinirlerimi bozuyor. Eskisi gibi izleyemiyorum. Tabii, izleyemediğim, tam olarak bilemediğim konularda da yazamam.  Onun için yetmiş beş yaşında olan bir insandan bekleneni, maalesef veremeyeceğim... 

       Samimi olarak bir şey söyleyeyim mi? Duymuşsunuzdur, mütefekkirler insanın, her uzvunu çalıştırması gerektiğini söylerler çünkü çalıştırılmayan uzuv işlevini yapamaz hale gelir. Gençliğinde çok yüksek tempoda çalışan biri olarak yaşlılıkta paslanmak sıkıntımı artıracağı için beyin faaliyetlerine devam etmek istiyorum. Rahmetli eşim bu konuda çok teşvik ederdi beni. Okuyucu temsilcimdi. Ruhu şad olsun.

         Değerli okuyucumuz, bu yazıda beğenmediğiniz bir husus varsa bilin ki okuyucu temsilcim olmamasındandır. Bir de her okuyucuyu memnun etmenin imkânsız olmasındandır.

          Her okuyucu memnun olamaz; ama her okuyucu düşünebilir.

         Düşünmek de güzel, düşündürmek de…

         Gayret bizden, teşvik sizden tevfikYüce Rabbimizden…

         Sabahattin Gencal,
         Hamidiye, Çekmeköy_İstanbul, 23. 03. 2018



2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin bey,
    Özlemişiz satırlarınızı, yüreğinizden kopup gelen seslenişleri... Ne kadar doğru; okumanın,öğrenmenin ve paylaşmanın bizlere getirileri hiç bir şeyle kıyaslanamayacak kadar değerli. Düşünmek, farkında olmak ne kadar önemliyse; evet haklısınız; düşündürmek, en azından bir süre için kafa yormasını sağlamak da bir kadar önemli. İçsel zenginliğimiz böyle oluşuyor. İçine saygıyı, sevgiyi, anlayışı, dinleme nezaketini ve empati becerilerimizi de katınca kaliteli bir adım daha atmış oluyoruz hayat koşturması içinde. Ne mutlu bunu yapabilenlere, ne mutlu buna vesile olanlara.
    Yüreğinize, emeğinize, sözlerinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Belgin Hanım,
      Ziyaretiniz, ilginiz ve yorumunuz için çok teşekkür ederim.
      Yazımızı açıklayıcı, tamamlayıcı ve bilgi verici özlü yorumunuz için de çok teşekkür ederim.

      Böylesi yorumlar sadece yazarı motive etmekle kalmaz, yazara olduğu kadar okuyuculara da ufuk açar.

      Hem ufuk açıcı düşüncelerinizi yazdınız, hem duygularınızı ve sağlık dileklerinizi bildirdiniz. Bütün bunları tek paragraf yazma yeteneğini gösterdiniz. Maşallah derken hayırlı günler dilerim. Saygılarımla.

      Sil