08 Ağustos 2019

Anlık Tespit (Bu Anda Ben)



 
Sabahattin Gencal
 
Unutuyorum, sevgili okurlar. Unutuyorum, değerli dostlar.
Yaşlılıktan mı? Rahatsızlıklardan mı? Her nedense unutuyorum.
Kitaplığımdaki bütün kitapları sanki yeni almışım gibiyim. Sanki mektep-medrese görmemişim gibiyim. Epeydir bu haldeydim.
Halden hale girdiğimi söylemiş miydim? Onu da unuttum. Neyse…
Bu anda sormayın halimi.
Eski dosyaları karıştırıyordum. “Eski defterleri karıştıryordum” demek istemiyorum. Evet eski defterleri karıştırmak, huyum çıksın, huyumdur. Ben bilgisayardaki dosyalardan söz ediyorum. Eskiden yazdıklarıma ara ara göz gezdiririm. Bazılarını, çeşitli bloglarda yayınladığım yazılarım arasında öyle satırlara, öyle cümlelere, öyle dizelere vb. rastladım ki sormayın. Onlar bana bakar ben de onlara. Aman Allah’ım, artık yazdıklarımı da unutma hali başladı demek. Yoksa bunları ben yazmamış mıyım? Ben yazmışım. Unutkansan bunu nerden anladın?
Ben çok alıntı yaparım. Ancak alıntıların kaynağını mutlaka mutlaka gösteririrm. Bu ifadelerde tırnak kullanmamışım. Hem bu dizeler bana öylesine bakıyor ki anlatmam mümkün değil. Ben ağlarım ama mısralar da ağlar mı? Seneler sonra yavrusunu gören bir baba düşünün ya da tersini…

02. 07. 2011 tarihinde Başiskele’deyken yazdığım, yani okur temsilcim olan eşimin daha sağken yazdığım ve Milliyet Bloglarında yayınladığım “Umutlar Sevginin İçinde” başlıklı bir yazımın sonundaki dizelerden söz ediyorum. Bu arada şunu da söyleyeyim: Eşim, beyin gücümün eksilmemesi için beni yazmaya teşvik ederdi. Yayınlamadan önce okuyarak düşüncelerini de söylerdi. Bazen, “Ehh… ama yine de yayınla” derdi. Bu yazı için ne dediğini hatırlamıyorum. Ama şu da var ki okuyucular tarafından pek tutunmadı. Öyle bile olsa bu son dizelere bayıldım. O zaman bayılmamıştım. Bayılmış olsam nasıl yayınlayacaktım:
İnsan, kendi kaleminden çıkana bayılır mı? Kalemden çıkana bayılmaz kimse; ama gönülden çıkana?


Gönlümde kaynıyor sevgiyle umutlar
Güneşi görecek bütün çocuklar.

Başlık da fena değil hani “Umutlar Sevginin İçinde

Bir de, internetten bularak bir resim eklemiştim: Güvercin, kanatlarında bir çocuk olduğu halde yüzüyor güneşli mavi boşlukta…Resmin altına da şunu yazmışım:

Çocuklar gönümde, gönlüm çocuklarda


Sekiz yıl sonra da okunan bu yazı, ihtimal seksen yıl sonra da okunabilir. O  halde…
Kitap yayınlama konusuna hiç girmeyelim. O konudan da dertliyim dostlar.

Bu yazıyı niçin yazmaya başladığımı da unuttum dersem?
Olmaz o kadar da değil mi?

Derler ki, “Bazen unutmak iyidir. Hatta unutmak lazım bazı şeyleri öğrenmek için.” Doğru mu diyorlar? Eğer öyleyse benim ambarım bonboş olduğuna göre daha çok şeyler öğrenebileceğiz demektir. Öyleyse, son nefesimize kadar öğrenmeye devam. Bazen de, okurların başını, istemeye istemeye ağırtmaya devam ederiz. Sonra da özür dileriz.
Sonradan özür dilenecek bir şey yapmamak gerektiğini de bilmiyor değilim. Ama güya anlık bir tespit yapalım dedik.
Sabahattin Gencal, Hamidiye-Çekmeköy_İstanbul, 08.08.2019 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder