24 Ocak 2020

Midemiz de, Gözümüz de, Gönlümüz de Doydu



 
Erdoğan Teke ve Sabahattin Gencal
Ümraniye, 24.01.2020

Biz de, modaya uyarak yemek yerken çektirdiğimiz fotoğrafı paylaşıyoruz. Böylesine paylaşımlar son yılların çok yaygın bir alışkanlığı. Hem, biliyor musunuz bu alışkanlık hakkında bilimsel çalışmalar da yapıldı, yapılıyor da…  Ne diyorlar? Böylesine paylaşımlar hava atmakmış da, sonradan görmelikmiş de, yüceltme mekanizmasıymış da vb. Belki doğrudur bu tespitler, ancak paylaşım HAMSİ tava olunca. Orada duracaksın. İnceleme yapanlar,  inanıyorum ki hamsiyi dikkate almadılar. Dikkate alsaydılar sonuçlar değişirdi. Hem biliyor musunuz Hamsinin Marşı bile var.  

Bugün değerli arkadaşım Erdoğan Teke Bey’in misafiri idim. Cuma namazını Çekmeköy’de kıldıktan sonra doğru Ümraniye’ye…

Erdoğan Bey balıkçıyı bir kenara çekti ve bize özel bir tava hazırlamasını söyledi. Mekân güzel. Üstelik her şey bize özel.

Hamsi yerken hamsi yediğimizi hissettik mi? Hissettik. 
Yemeğin tadını çıkarttık mı? Çıkarttık. 
Ya sohbetin?  Sorulur mu.  
Arkadaş olalı beri yani son bir yıldır, istisnalar hariç her Cuma buluşuyor ve sohbet ediyoruz. Öylesine sohbetler değil; akılda kalıcı, düşündüren, güldüren, zevk veren vb. Erdoğan Bey’in nüktelerinden söz etmiştim önceleri. Hamsi yerken hamsi fıkraları anlatılmaz mı?

Özetle günümüz güzel geçti. Ben güzel diyorsam siz bunun derecesini daha iyi anlayabilirsiniz. Çünkü 24 Ocak tarihlerinde, ne yalan söyleyeyim hüzünleniyorum. Eşim vefat edeli tam dört yıl oldu. Allah rahmet etsin. Nurlar içinde yatsın. Allah’ın takdirine rıza gösteriyorum; ama ister istemez bir başka oluyor insan. Onun için Erdoğan Bey’in beni misafir etmesi isabetli oldu. Allah kendisinden razı olsun. Aslında, o eşimin vefatı yıl dönümünü 26 Ocak olarak biliyordu. Çünkü bir yazıda yanlışlıkla 26 yazmıştım. 26 Ocakla ilgili bir yazı da düşünmüştü kafasında … Hayat devam ediyor. Dünya da, her halde dönüyordur…

Aslında bu yazı burada bitmemeli. Çünkü Erdoğan Bey ile konuşmamamız yazılsa değer. Hem bir beklenti de oluştu. Yazmazsak bir eksiklik gibi hissediliyor. Onun için uzatmadan, sıkmadan kısaca yazalım:

Erdoğan Bey, bundan önceleri, 20-30 sene önceleri diyelim, en çok adalete, Cumhurbaşkanlığına, orduya ve Diyanet’e güveniyordu. Bunların gerekçelerini bir bir açıkladı. Ayrıca, Diyanet’e bir çekince koyarak bu anda bunların hiçbirinin, maalesef güvenilir olmadığını belirtti…

Ben boşuna Erdoğan Bey’e, Bilge Adam demiyorum. Bakınız, bu son birkaç aydır araştırma yapıyorum. Taa Konfüçyüs’ten, Buda’dan, sofistlerden, Sokrat’tan, Platondan Aristo’dan tutun da İslâm filozoflarına ve diğer filozoflara kadar her düşünen Adalet’in olmazsa olmaz bir kavram olduğunu söylüyor. Mahkemelerimizde de “Adalet mülkün (devletin) temelidir.” diye yazmıyor mu? Erdoğan Bey güçlü sezgisiyle, inceleme yapmaksızın bunu söylüyor.

Adalet konusuna da nerden girdik? Ne güzel hamsi tavadan söz ediyorduk.

Misafirin gelursa
Hiç düşünme onu ver
Evde bir şey yoğusa
O yüzünü ak eder

Sıra sıra dizerek
Kızart onu tavada
Bak ki onun lezzeti
Var midur baklavada

Oldu ki “Hamsi  Marşı”nın tamamını tamamını okumak istersiniz. O zaman lütfen  tıklayınız.

Bu gün de böyle geçti. Bütün günlerin güzel geçmesi dileğiyle…

Sabahattin Gencal, Çekmeköy-İstanbul, 24. 01. 2020