12.6.18

Sevenlerim Duymasın (Yasağı Deliyorum)


ABD eski başkanlarından müteveffa John F. Kennedy’nin, tam olarak hatırlayamadığım bir sözünü mealen aktaracağım:

“Memleket meselelerinde her bireyin bir katkısı olması gerekir.”

Evet, demokrasilerde ayrımsız her yurttaşın, toplumun refahı ve yurdun kalkınması için elinden gelen çabayı esirgememesi gerekir. Herkes olumlu katkı sağlamak için yarışmalıdır.

Katkı sağlamak derken mutlaka maddi katkıdan söz etmiyoruz. Çözüm yolları göstermek, fikir üretmek de çok önemli katkılardandır. Vergi verecek durumda değilsek, çözüm de üretemiyorsak bile yine katkı sağlayabiliriz. Gönül gücü verebiliriz, dua edebiliriz. En azından engel olmayız. Oyumuzu kullanırken düşünerek kullanırız. Daha, şimdi aklımıza gelmeyen güzel etkinlikler yapabiliriz.

Bu gün Türkiye Cumhuriyeti'nde seçim çalışmaları sürmektedir. Gerek Cumhurbaşkanlığı için, gerekse milletvekilliği için yarışa giren bütün adaylara başarılar diliyorum. Adayların ve onları destekleyenlerin birbirlerine karşı saygı, sevgi ve hoşgörüyü göstermeleri, kırıcı olmamaları gerekir. “Üslub-u beyan, ayniyle insan” gerçeği unutulmamalıdır. Sonuçta kutsal bir görev için; kutsal olduğu kadar oldukça zor olan bir görev için yarışılmakta olduğu unutulmamalıdır.

Ben, seçim çalışmalarını miting alanlarında izleyemediğim gibi televizyonlardan da izlemiyorum. Buna sağlığım elvermiyor. Televizyonlardan seçimle ilgili miting haberlerini veya aday konuşmalarını izlemeye, kendi kendime yasak koydum. Ama bazen bu yasağı delmek zorunda kalıyorum. Çok geçmiyor dinlediğime ve dinleyeceğime bin bir pişman oluyorum. Bu durum okuyuculara garip gelecek; ama gelmesin. Kısaca belirteyim:

Bir adayı dinlerken “Bu kadar da olmaz” diyorum ve sinirleniyorum. Bir adayı dinlerken umutlanıyor ve heyecan duyuyorum. Bir adayı dinlerken ağlıyorum… Kısaca başta ruhsal durumum olmak üzere sağlığım elverişli değil seçim çalışmalarını takip etmeye. Samimi söylüyorum, hasta olmayanlar da hasta olabilir. Rahmetli Ziya Paşa sağ olsa eminim ki adaylara şöyle seslenirdi.

Hâlî ne zaman kaldı cihân ehl-i tama’dan,
Sen zâtını bu âleme elzem mi sanırsın?

En ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun,
Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?


Eminim birçok okur aklından şunu geçiriyordur: “John F. Kennedy böyle diyor, Ziya Paşa şöyle söylüyor; ya, peki, sen ne diyorsun?”

Böyle sorularla çok karşılaşmama rağmen, bilimsel inceleme ve analizler yapma imkânım olmadığı için düşüncemi açıkça yazamıyorum. Şöyle yüzeysel olarak yazsam olur inşallah:

Hizmet yarışına giren adaylar çok önemli kuşkusuz; ama bir şeyi de gözden kaçırmamak gerekir. Bu seçimde 16 Nisan 2017’de yapılan referandumla kabul edilen anayasa gerekleri uygulamaya girecek. Bazı adaylar güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüleceğini vaat etmektedir. Bu iki görüşten hangisini benimsediğinize de dikkat etmek zorundasınız. Allah (cc) uzun ömürler versin, adaylar gelip geçicidir; ama sistem önemlidir.

 Adayların birbirlerine söylediklerini düşünerek, elimde sihirli değnek olsa şöyle yapardım:

Değneğin her iki ucu da… Evet, değneğin her iki ucunu da keserdim ve bütün adayları bu zor günde, bu Kurtuluş Savaşı vermek zorunda olduğumuz günde birlikte çalışmaya çağırırdım. Hacı Bektaş-ı Veli'nin "Bir olalım, diri olalım iri olalım" sözünü asla aklımızdan çıkarmamamız gerektiğini vurgulardım. Tabii, bu sözü ikide bir söylediği halde gereğini yapmayanlara, yapamayanlara da pirim vermezdim.

Eminim ki, bu sözü herkes beğeniyor; ama herkes kendi saflarında birliğe çağırıyor. Ötekinin safı, berikinin safında değil bizim safımızda toplanalım.

İnşallah, okuduklarım, duyduklarım doğru değildir. Eğer gazetelerde okuduklarımda, televizyonlardan duyduklarımda zerre kadar doğruluk varsa durum çok vahim. Emperyalistler her yönlü tuzaklar kurmuşlardır. Öyle de şöyle de tuzaklarına düşeceğimizi beklemektedirler.

Her zaman “yumurta kapıya dayanınca” aklımız başımıza geliyor. İnşallah bu sefer de gelir.

Aklımızı kullanalım, aklımızı kullanalım.

Sabahattin Gencal, Hamidiye-Çekmeköy_İstanbul