9.7.26

ABD ve Nato Sevgisi Nereden Geliyor?

 

AHMET MERAL
EĞİTİMCİ, TARİHÇİ VE YAZAR

Muhafazakarların bu ABD ve Nato sevgisi sizce nereden geliyor?

M.Şevket Eygi'nin 16 Mayıs 1969'da Türkiye'ye gelen ABD'ye ait 6.Filo'yu tebcil rezaleti ( kanlı pazar) aydınlanmamış yönleriyle de ortada.

Bu talihsiz olay; ABD emperyalizmini protesto edenlere karşı yapıldı.

Maalesef, protestoculara karşı bıçaklı sopalı saldırılar sonucu kan dökülmüştü...Üstelik toplu namaz görüntüleriyle karışık güya anti kominizm adına kutsalların alet edildiği bir eylem.

Yıllarca hafızalardan silinmeyen bu "gavur kayırıcılığı" ve işgüzarlık toplumsal ayrışmanın tek olmasa da çok önemli parametrelerinden birini oluşturmuştur.

Muhafazakar camiadan beslenip soluğu ABD'de alan ve orada ölen yeşil kuşak taşerönlerinin rolü aynı sünepeliğin ve dünyayı doğru okuyamamanın sonucu değil mi?

1949 yılında ABD önderliğinde kurulan Nato'nun işlevi ABD ve Batı çıkarları üzerine kurulu siyasi, askeri ve teknolojik bir pakt olmasıyla özetlenebilir.Bu işlev ve amaçlarını günümüzde de korumaktadır.

Bizim coğrafyamızda ki Nato ve ABD'nin birinci önceliği; İsrail'in varlığı, güvenliği ve bölgede Batı emperyalizmi adına karakol rolü üstlenmesinden ibarettir.

Köminist SSCB yönetiminin yayılmasını gerekçe göstererek bölgemizde de etkili olan bu pakta 1952'de Türkiye'de girdi.Batı'ya askeri ve teknolojik olduğu kadar zamanla siyasal bağımlılıkta giderek arttı.Türk siyasetinde etkili olmuş tüm liderler iktidara geliş veya iktidar süreçlerinde ABD akortlu olmaya, onu dünyanın en büyük gücü görmeyi alışkanlık haline getirmiştir.

Bu siyasiler arasında Ecevit yada Erbakan gibi bağımlılığı azaltma çabası içinde olanlar olsa da bu bağımlılık, Nato eliyle askeri yapılara nüfus edilmesiyle daha trajik bir sürece evrildi.

27 Mayıs 60 askeri darbesi, 1971 Mıhtırası, Ve nihayet 1980 Kenan Evren'in önderliğineki ihtilal ile bağımlılığı zirveye taşıyan bir boyut kazandı.

Türk milleti, bu ABD'den, Nato'dan aşağılama, tehdit, bir kısmı halen devam eden ambargolar ve nihayet kont- gerilla eliyle ülkenin tehlikeli iç çatışmalara sürüklenmesi dışında sadra şifa bir şey görmemiştir.

Bugünde bu tek taraflı çıkar ilişkisi baştan gücünü ve üstünlüğünü kabul ettiğimiz ABD lehine devam ediyor.

Satın aldığımız projesine ortak olduğumuz F 35 uçakları verilmiyor. Dünkü ABD basınının dikkat çektiği, İran savaşı sonrası çizilen itibarını, onardığını iddia ettiği Nato Zirvesindeki muhteşem karşılamaya, itibar sarhoşu edecek ihtirama rağmen halen Trump yuvarlak sözlerle bu konuyu geçiştirmekle yetinmiştir. Uçaklarınız gönderilecek talimatını verdim dememiş/ diyememiştir.

İsrail'in Nato tarihine eşit ömrü içinde geçmiş ve günümüzde gerçekleştirdiği cinayetler, katliamlar, sürgünler, soykırımlar durdurulması yönünde tek bir adım atılmadığı acı gerçeği ortada.

ABD ve Ortadoğu'daki sarsılmaz ortağı ve müttefiki İsrail ile beraber bölgedeki askeri gelişmelerin her zaman öznesi ortağı olmuştur.

Bir başka ifadeyle kurucu ortağın lideri Trump genelde Filistin'de bilhassa Gazze'de, Lübnan, Yemen ve nihayet İran'da yaşamını yitiren onbinlerin ölümünden rahatsız olmadığı gibi komşumuz İran'ın dini ve siyasi lideri Ayetullah Hamaney'i öldürüldüğü menfur eylemdeki rolünü saklamıyor.

On milyonlarca insanın katıldığı cenaze merasimleri sırasında bile Hürmüz yenilgisinin kuyruk acısıyla ateşkesi ihlal eden yıkım dolu saldırılarını sürdürüyor.

Böyle bir kulüp için ben Ebu Cehil çadırı diyorum.Bu çadırdan rahmet beklemek yeni kızıl elmalar üretmek mümkün değildir.

Gençlere tam bağımsız, özgün arayışları servis etmeliyiz.

Bir tarihçi olarak söyleyeyim ilk dönem yeniçerileri bugün yaşasaydı Trump'u yakalar yargı için Kadı'nın önüne getirirlerdi.

Azaplar (yeniçerilerin ileri kolu bunu da yapmaz ) infazı tercih ederdi.

Ahmet Meral, 09. 07. 2026