29 Mart 2020

Örnek Şahsiyetleri Unutmayalım



Birilerini beğenmek ve takdir etmek onların tüm fikir ve eylemlerini de beğenmek midir? Hayır kuşkusuz. Çünkü insanlar bir tornadan çıkmış değil; elbette farklı yönleri olacaktır. Farklı yönleri de var diye başarılı olanları göz ardı edemeyiz, etmemeliyiz…
Bu girizgâhı yapmasam da olurdu, ama yaptım işte. Her yazı kendini savunmaktır bir bakıma. Belki de onun için yazmış oldum.
Senelerce önce bir genç profesör dikkatimi çekmişti. Çok tanınmış birinin adını ve soy adını taşıyordu. Yazılarını da okuyordum ara sıra. Bazı fikirlerine katılmasam da "bu gencin ilerisi parlak" diyordum. Televizyonlardaki performansı da ileri düzeydeydi…
Sonra ne oldu bilmiyorum, bu genç artık görünmez oldu. Kitaplarını alanlar unutmamışlardı belki; ama ben unuttum gibi. Bende unutkanlık var, onun gibi çoklarını da unuttum.
Geçtiğimiz yıl bir yazarlık atölyesinde bir kursiyer arkadaşımızla konuşuyorken, nasıl oldu bilmem M. Kemal Öke’yi hatırladım. Arkadaşımız  “Onu yakından tanıyorum.”  demez mi. Sorup sual ettim; ancak fazla bir şey öğrenemedim. Öke’nin şimdilerdeki durumunu öğrenmek, demek ki bugüne nasipmiş.
T. Fikret’in; “Beşerin böyle dalaletleri var; putunu kendi yapar, kendi tapar.” Sözünü çeşitli vesilelerle hatırlarım. Ben de, hiç de zorunluluğum olmamasına rağmen kendi kendime ödev veriyorum. Sonra o ödevi yapmak için uğraşıp duruyorum. İhtimaldir ki tez hazırlayanlar benim kadar yorulmuyordur. 
Bugün biraz dinlenmeye karar verdim. Üzerinde çalıştığım konuyu bırakıp internette sörf yapmaya karar verdim. İşte bu sırada Prof. Dr. M. Kemal Öke ile ilgili yazılara ve çokça olan videolarına rastladım. 
Sörften vazgeçerek günümü M. Kemalle geçirdim. İyi de yapmışım. Bu son iki senedir yine ön plandaymış. Tabii, farklı yönüyle. Bu farklı yönünü de beğendim. Beni tanıyan bilir, bu son dört yılımda hayalet gibiyim. Hayatın içinde olmadığım gibi, yazılı ve görsel medyayı da takip edemiyor ve ders ve ibret alınabilecek kimselerden de habersiz kalıyorum.
Uzatmayalım, Öke ile ilgili yazıları keyifle okurken birden bire öyle oldum ki sanki mayına bastım. Ve de bir keşif yapmış oldum: Mayınlar sadece yollarda, geçit yerlerinde saklanmaz. Satır aralarına da konur.
Ne olacak benim halim? Ben bu yazıya satır aralarındaki mayınlarla ilgili keşfimi anlatmak için başlayacaktım sözde; ama bu can alıcı, bu önemli konuyu sona bırakmış oldum. Okuyucular yorulmuştur. Buraya kadar zar zor gelenler de okumayı bırakmak üzereyken…
Şimdi, soluğu yetenlerle, yeni yazıya başlıyormuş gibi devam edelim:

“ABD Devlet Başkanı Clinton başbakanlık teklif etti”
35 yaşında Türkiye’nin en genç profesörü olan Öke, akademisyenliğin yanı sıra siyasette de ezberleri bozan bir isimdi. Turgut Özal, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit gibi önemli isimlere danışmanlık yapan Öke, kendisine yapılan milletvekilliği ve bakanlık tekliflerini de reddettiğini belirtti.
Profesörlüğünü aldığı yıllarda ABD’ye davet edildiğini söyleyen Öke, “ABD devlet başkanı Clinton, CIA başkanı ve dışişleri bakanı gibi üst düzey yetkililerle görüştüm. Clinton bana ‘Biz sizi ılımlı İslam’ın temsilcisi ve Türkiye’nin başbakanı olarak görmek istiyoruz. Hem Amerika için hem de Türkiye için doğru isimsiniz’ dedi. Ben de onlara ‘Sağolun ben siyasetle ilgilenmiyorum’ diyerek teklifi kabul etmedim. Ama siz kabul etmezseniz başka insanları devreye sokarız tarzında da ifadeler kullandılar. Onlar, kendi içimizde sizi kullanmaya çalışırlar. Bu Osmanlı’dan beri gelen bir hadisedir” diye konuştu.” (http://bagcilar.bel.tr/icerik/174/18671/prof-dr-mim-kemal-oke-hayatim-engelli-kizimin-dogmasiyla-degisti.aspx)
İşte Mayının patladığı yer burası. Nedense öteden beri emperyalistlerden de, yerli işbirlikçilerden de nefret eder oldum. Ancak bu durumdan kurtulabilmek için bir şey yapmadığımız gibi mazlum milletlerin bağımsızlık önderi M. Kemal Atatürk’ün düşüncelerini de koruyamaz olduk. Böylesi durumlar acı veriyor bana.
Benim acılarım bana yeter, bir nefes alalım, yorgunluk atmak için sörf yapalım derken yine mayına bastık.
Yanlış anlaşılmaması için belirteyim: Sayın M. Kemal Öke’ye değil kızgınlığım. Aksine kendisini bugünkü haliyle çok takdir ettim. Videolarını izlemeye devam edebilirim inşallah.
Yeniden öğretmenliğe başlamak nasip olsa, yazı kurallarını anlatırken, mutlaka şöyle derdim: “Kelimeler arasında mayınların olmamasına dikkat edin.”
Bu yazıda kafamızın şiştiğine dua edelim. Hiç olmazsa kafamız çatlamadı.
İçtenlikle söylüyorum, bu aralar nasılsa böyle acayip mi acayip konularda yazmış oluyorum.  Hakkınızı helâl edin.
Sabahattin Gencal, Çekmeköy-İstanbul, 29.03.2020
____________________ 

M. Kemal Öke 



          M. Kemal Öke (Torun)