AHMET MERAL
EĞİTİMCİ, TARİHÇİ VE YAZAR
Muhafazakarların bu ABD ve Nato sevgisi sizce nereden geliyor?
M.Şevket Eygi'nin 16 Mayıs 1969'da Türkiye'ye gelen
ABD'ye ait 6.Filo'yu tebcil rezaleti ( kanlı pazar) aydınlanmamış yönleriyle de
ortada.
Bu talihsiz olay; ABD emperyalizmini protesto edenlere
karşı yapıldı.
Maalesef, protestoculara karşı bıçaklı sopalı
saldırılar sonucu kan dökülmüştü...Üstelik toplu namaz görüntüleriyle karışık
güya anti kominizm adına kutsalların alet edildiği bir eylem.
Yıllarca hafızalardan silinmeyen bu "gavur
kayırıcılığı" ve işgüzarlık toplumsal ayrışmanın tek olmasa da çok önemli
parametrelerinden birini oluşturmuştur.
Muhafazakar camiadan beslenip soluğu ABD'de alan ve
orada ölen yeşil kuşak taşerönlerinin rolü aynı sünepeliğin ve dünyayı doğru
okuyamamanın sonucu değil mi?
1949 yılında ABD önderliğinde kurulan Nato'nun işlevi
ABD ve Batı çıkarları üzerine kurulu siyasi, askeri ve teknolojik bir pakt
olmasıyla özetlenebilir.Bu işlev ve amaçlarını günümüzde de korumaktadır.
Bizim coğrafyamızda ki Nato ve ABD'nin birinci
önceliği; İsrail'in varlığı, güvenliği ve bölgede Batı emperyalizmi adına
karakol rolü üstlenmesinden ibarettir.
Köminist SSCB yönetiminin yayılmasını gerekçe
göstererek bölgemizde de etkili olan bu pakta 1952'de Türkiye'de girdi.Batı'ya
askeri ve teknolojik olduğu kadar zamanla siyasal bağımlılıkta giderek
arttı.Türk siyasetinde etkili olmuş tüm liderler iktidara geliş veya iktidar
süreçlerinde ABD akortlu olmaya, onu dünyanın en büyük gücü görmeyi alışkanlık
haline getirmiştir.
Bu siyasiler arasında Ecevit yada Erbakan gibi
bağımlılığı azaltma çabası içinde olanlar olsa da bu bağımlılık, Nato eliyle
askeri yapılara nüfus edilmesiyle daha trajik bir sürece evrildi.
27 Mayıs 60 askeri darbesi, 1971 Mıhtırası, Ve nihayet
1980 Kenan Evren'in önderliğineki ihtilal ile bağımlılığı zirveye taşıyan bir
boyut kazandı.
Türk milleti, bu ABD'den, Nato'dan aşağılama, tehdit,
bir kısmı halen devam eden ambargolar ve nihayet kont- gerilla eliyle ülkenin
tehlikeli iç çatışmalara sürüklenmesi dışında sadra şifa bir şey görmemiştir.
Bugünde bu tek taraflı çıkar ilişkisi baştan gücünü ve
üstünlüğünü kabul ettiğimiz ABD lehine devam ediyor.
Satın aldığımız projesine ortak olduğumuz F 35
uçakları verilmiyor. Dünkü ABD basınının dikkat çektiği, İran savaşı sonrası
çizilen itibarını, onardığını iddia ettiği Nato Zirvesindeki muhteşem
karşılamaya, itibar sarhoşu edecek ihtirama rağmen halen Trump yuvarlak
sözlerle bu konuyu geçiştirmekle yetinmiştir. Uçaklarınız gönderilecek
talimatını verdim dememiş/ diyememiştir.
İsrail'in Nato tarihine eşit ömrü içinde geçmiş ve
günümüzde gerçekleştirdiği cinayetler, katliamlar, sürgünler, soykırımlar
durdurulması yönünde tek bir adım atılmadığı acı gerçeği ortada.
ABD ve Ortadoğu'daki sarsılmaz ortağı ve müttefiki
İsrail ile beraber bölgedeki askeri gelişmelerin her zaman öznesi ortağı
olmuştur.
Bir başka ifadeyle kurucu ortağın lideri Trump genelde
Filistin'de bilhassa Gazze'de, Lübnan, Yemen ve nihayet İran'da yaşamını
yitiren onbinlerin ölümünden rahatsız olmadığı gibi komşumuz İran'ın dini ve
siyasi lideri Ayetullah Hamaney'i öldürüldüğü menfur eylemdeki rolünü
saklamıyor.
On milyonlarca insanın katıldığı cenaze merasimleri
sırasında bile Hürmüz yenilgisinin kuyruk acısıyla ateşkesi ihlal eden yıkım
dolu saldırılarını sürdürüyor.
Böyle bir kulüp için ben Ebu Cehil çadırı diyorum.Bu
çadırdan rahmet beklemek yeni kızıl elmalar üretmek mümkün değildir.
Gençlere tam bağımsız, özgün arayışları servis
etmeliyiz.
Bir tarihçi olarak söyleyeyim ilk dönem yeniçerileri
bugün yaşasaydı Trump'u yakalar yargı için Kadı'nın önüne getirirlerdi.
Azaplar (yeniçerilerin ileri kolu bunu da yapmaz
) infazı tercih ederdi.
Ahmet Meral, 09. 07. 2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder